Serhad Rasa
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.


Serhad Rasa Forum
 
AnasayfaLatest imagesAramaKayıt OlGiriş yap

 

 Serhad Raşa Birgün Gazetesi Röportajı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sierra




Mesaj Sayısı : 84
Kayıt tarihi : 10/10/08

Serhad Raşa Birgün Gazetesi Röportajı Empty
MesajKonu: Serhad Raşa Birgün Gazetesi Röportajı   Serhad Raşa Birgün Gazetesi Röportajı I_icon_minitimePerş. Kas. 27, 2008 12:53 pm

Ahmet Kaya`yı bir kez dinledim, asla bırakamam

20 yıldır müzikle uğraşan Serhad Raşa, `Merhaba` isimili ilk solo albümünü çıkardı. Yusuf Hayaloğlu ve Selda Bağcan`la çeşitli konserler de veren sanatçı yaptığı müzik ve ses rengiyle sanatçı Ahmet Kaya`ya da benzetililyor.


»Albüme gelmeden önceki süreçte kimlerle çalıştınız?

`Rengahenk Türküler` isimli albümde, `Mapusun İçinde Üç Ağaç İncir` türküsünü seslendirdim. Albümün ikisincisinde Yusuf Hayaloğlu ile `Açılın Kapılar Şaha Gidelim` türküsünü söyledik. Ayrıca Selda Bağcan ile konserler verdik. Youtube`a albümden bir şarkımı koydum. Üç ay içinde 80 bin defa tıklandı. Bu şekilde yapımcım bana ulaştı ve albüm teklifi aldım.

»Sektör belliyken albüm yapmaya nasıl karar verdiniz?

Kabul, cesaret işiydi. Sektör batmış artık, müzik korsancılığı, yani internet aldı başını gidiyor. Bugün albümler satmıyor. Yapımcı şirketlerin önüne her şeyi ile bitmiş albümler geliyor. Düşünün insanlar kendi harcadıkları paralarla albümleri çıkaramıyor.

»Hayaloğlu ile tanışma öykünüz nasıl başladı?

Ahmet Kaya ile ses ve müzik anlayışımın paralelliği Yusuf Hayaloğlu`nun dikkatini çekti.

Ankara`da bir konserde tanıştık ve beraber sahne aldık. İyi bir sahne ikilisi olduk diyebilirim. Böylece benim İstanbul sürecim başladı. Zamanla Türkiye`nin bir çok yerinde konserler verdik. Selda Bağcan`la tanışıklığımız ve konser vermemiz de aynı döneme denk geliyor. Yani usta ocağında yetiştim.

»Ahmet Kaya`nın üzerinizdeki etkileri neler?

85`de ilk albümüyle takip etmeye başladım ve bir daha hayatımdan çıkmadı. Müzikal uyum dışında devrimci bir kültürle yaşamam da beni ona daha çok yaklaştırdı. Aramızdaki benzerliğe avantaj ya da dezavantaj diye hiç bakmadım. Belki, hayata bakışımızda da benzerlikler vardı.

»2007 Ahmet Kaya anma gecesinde Ahmet Kaya şarkılarını en iyi yorumlayan sanatçı olarak çağrıldınız.

Bu benim için bir onurdu, tabii. İnsanların böyle düşünmeleri beni mutlu etmişti. En önemlisi de sadece Ahmet Kaya şarkılarını söyleyen birisi olarak orada bulunmadım. Aynı zamanda Ahmet Kaya gibi bir sanatçının kendi ülkesinden bu şekilde sürgün edilmesi karşısında bir devrimci ve demokrat kimliğimle de oradaydım.

»Sanatta etkileşimler vardır. Sizin müziğinizde Ahmet Kaya ve biraz Zülfi Livaneli hissediliyor.

Evet, sanatta etkileşim mutlaktır. Mutlaka farklı bir şeyler yapacağım diye yola çıksanız dahi bir ekole bir biçime paralellik arz edersiniz. Hiç olmayan bir şeyi yapmak pek mümkün olmuyor. Çünkü insanlar bir yere koyuyor sizi. Benim de yıllardır etkilendiğim uzun zaman dinlediğim isimlerdir Ahmet Kaya, Zülfü Livaneli. Doğal olarak sizin yaptığınız müzik de var olan bu birikimin damıtmasıdır.

»80`lerde özgün müzik dinleyici kitlesi vardı. Bugün özgün müzik dinleyen kitlede bir azalma söz konusu mu?

Müziği dinleyen, türleri ayırmamalı diye düşünüyorum. Tabii özgün müziği, muhalif bir duruşu olan, hayata soldan bakan bir kesim daha çok dinliyor. 80 ve öncesi toplumsal muhalefet ve örgütlülük bugüne kıyasla daha yoğun yaşanıyordu. İnsanlar örgütlüydü. Üniversite boykotları, işçi hareketleri sürerken insanlar mücadeleye daha çok önem veriyorlardı. Doğal olarak muhalif kültürün sanatı da daha verimliydi. Günümüzde bireyciliğin ön planda olması, örgütlülükten yalıtılmış örgütsüz bir toplum yaratılmış olması müziği de etkiliyor. İnsanlar sistemin getirdikleriyle apolitikleştiriliyor. Örgütsüzleştirirseniz bu insanları sanattan da uzaklaştırmış oluyorsunuz.

»`İşte Gidiyorum` şarkısı Ahmet Kaya için miydi?

Ahmet Kaya öldükten sonra onun için yazılmış olan bir şiirdi. Etkilendim ve ben de besteledim. Sözleri Yusuf Hayaloğlu, müziği bana ait olan bir şarkı. Albümümde de yer alması gerektiğini düşündüm.

»Albümde protest şarkılar öne çıkıyor.

Kerbela`yı anlatan önemli bir ağıda yer verdim. Müziği bana ait olan `Ey Felek` isimli bir şarkı var. Sivas Katliamı`nı anlatıyor. Her şarkının bir mesajı olmalı. Yani yapılan işin mutlaka derdi olmalı. Gerçekten yaşadığın ülkenin sorumluluğunu ve toplumsal gerçekliğini anlatan ve onu hikaye eden muhalif bir tarafı olmalı. Unkapanı`nda bir tabir vardır: Patlayan şarkı. Bunu hiçbir zaman anlamamışımdır. Bir kitlesi var diye bir şarkının benim albümümde olması yeterli bir sebep değil benim için.

»Özgün müziğin medyada yer alma şeklini nasıl yorumluyorsunuz?

Medya tabi ki yer vermiyor. Çünkü savunduğumuz değerler sistemin savunduğu değerlerle paralel değil. Yalnızlaştırmanın ve bireyselleştirmenin rekabet tarafından pompalandığı bir dönemde, sizin çıkıp eşitlikten, kardeşlikten, sınıfsız bir toplumdan söz etmeniz onların işine gelmiyor ve pirim yapmıyor. Yine size destek veren ve sizin çalışmalarınızı önemseyen alternatif-muhalif medya oluyor.

»Albüm için sanatsal kaygılarınız nelerdi?

Benim sanatsal kaygılarım yok. Çünkü bu kavramı bohem buluyorum. Hayata nasıl bakıyorsanız sanatı da öyle icra ediyorsunuz. `Aman Türkiye`de sanat gelişsin` gibi bir kaygım yok. Bireycilik yerine, paylaşmayı, şiddete karşı sevgiyi, savaşa karşı barışı geliştirirseniz doğal olarak sanatı da bu yönde geliştirirsiniz.

»Kent ozanlığı kavramını nasıl buluyorsunuz?

Aslında köyden kente geliş feodal değerleri de beraberinde getirdi. Fakat dönem içerisinde bir kent ozanlığı kültürü oluştu. Müziğin estetiğine katkıda bulunduğu söylenebilir. Tek sesliliğin yerini armoniye bırakması, enstrüman seçimleri noktasında daha zengin düşünülmesi yani bir bağlama kullanılarak bize sunulan müziğin artık zengin bir orkestra eşiliğinde sunulması müzikteki estetiğinde daha ileri bir yerlere geldiğinin bir göstergesidir. Zaten son on yıldır bu denemelerin yapılıyor olması dinleyici kulağını da bir noktada geliştirdi ve kalite beklentilerini artırdı.



Serhad Raşa kimdir

Hatay`ın Kırıkhan ilçesinde dünyaya geldi. Müzikle ilk tanışması ortaokul yıllarına denk gelir. İlk konserlerini lise yıllarında veren Serhad Raşa, 1989 yılında Ankara`da Kemal Eroğlu Müzik Eğitim Merkezi piyano bölümünü bitirdi.

1992 yılında Ankara`ya yerleşti ve profesyonel müzik yaşamına Ankara`da başladımış oldu. Kurduğu gruplar ile sahne ve konser çalışmaları yaptı.

2004 yılında İstanbula yerleşti. Şair Yusuf Hayaloğlu ve Selda Bağcan ile İstanbul`da ve birçok ilde konser ve programlar yaptı. Artvizyon etiketi ile müzikseverlere sunulan Rengahenk Türküler isimli kolektif albümde `Mapusun içinde üç ağaç incir` ve `Yaylanın çimenine (Kol havası)` isimli türküleri seslendirdi. Rengahenk Türküler Anadolu Sevdası albümünde `Açılın Kapılar Şaha Gidelim` isimli türküyü şair Yusuf Hayaloğlu ile düet seslendirdi.

Prodüktörlüğünü Emel Kavuncuoğlu`nun yaptığı ve Lila Prodüksiyon etiketiyle müzikseverlere sunulan Serhad Raşa`nın `Merhaba` adlı yeni solo albümü tüm müzik marketlerde.

Haber Linki
http://www.tumgazeteler.com/?a=4152986
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Serhad Raşa Birgün Gazetesi Röportajı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Serhad Raşa Birgün Gazetesi Röportajı 09.25.2008
» Serhad Raşa Birgün Gazetesi Yasaklı Şarkılar Röportajı
» Serhad Raşa Birgün Gazetesi Röportajı Bu şarkıları çalmak yasak!
» Serhad Raşa Evrensel Gazetesi Röportajı
» Serhad Raşa, 26.11.2008 Taraf Gazetesi Röportajı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Serhad Rasa :: Serhad Raşa Forum :: Duyurular-
Buraya geçin: